ÜLKER BABAYİĞİT/ ŞEHİT SELÇUK GÖKDAĞ İLKOKULU İZMİT KOCAELİ

  eTwinning LİNQVİSTİK Yükseliş projesi TATLI SÖZLERİN MANASI etkinliği ortak hikaye yazma çalışması


 MEYVE YETİŞTİRİCİSİNİN VİTAMİN EKSİKLİĞİ

 

Günlərin birində yaşlı bir bağban öz bağında işləyərkən özünü pis hiss edir. Başı gicəllənir. Qərara alır ki, həkimə getsin. Xəstəxanaya gəlir, həkim onu müayinə edir. Həkim soruşur: "Sizin bədəninizdə vitamin çatışmazlığı var. Heç siz meyvə yeyirsiz mi?" Kişi bağban olduğunu həkimə söyləmir. Utanır.

     

        Oysaki meyve yetiştiricisinin, türlü türlü meyve ağaçları vardır. Portakal, elma, armut ve en güzeli üzüm…

           O meyveleri yeseydi bol bol vitamin alır ve sağlıklı olurdu. Bu duruma da düşmezdi. Zengin bir meyve bahçesi olan adam, evine giderken bu zamana kadar neden meyve yemediğini ve şıra içmediğini düşünür.

Bahçıvanın ilk işi, ertesi gün üzüm bağına gitmek olmuş. Bağına girer girmez en güzel üzümlerini sepetine doldurmuş. Eve gidip güzelce yıkadıktan sonra karanlık ve serin bir yerde üç gün mayalandırdıktan sonra tadına bakmış ve tatlı bir tadı varmış. Umduğundan güzel olduğu için şaşırmış ve sık sık şıra içmeye karar vermiş ve gün geçtikçe kendini daha güçlü daha sağlıklı hissediyormuş.

        Topladığı üzümlerden kalan bazı üzümleri, kayısıları, incirleri güneşte kurutup kuru yemiş olarak tüketmeye başlamış.

Yedikçe damağına lezzetli gelmeye başlamış. O sırada aklına bir fikir gelmiş. Bu meyveler, yemişler bu kadar güzel ve tatlıysa diğer meyvelerden de bağında yetiştirebilirmiş. Hemen işe koyulmuş. Önce şifalı ve tatlı başka hangi meyve varsa tohumlarını bulmaya karar vermiş.Bulduktan sonra bahçesine gitmek  için yola çıkmış.

            Yolda kendisi gibi meyve yetiştiren bir çiftçi ile karşılaşmış. Bu çiftçi çok tecrübeliymiş ve bir sürü meyve ağacı varmış. Birlikte çiftliğe gitmişler.  Meyve yetiştirici, çiftçinin yetiştirdiği meyvelerin tadına bakmış. Bu meyveleri daha önce tatmadığı için bir kez daha pişman olmuş. Tohumlarının daha güzel ve bereketli yetişmesi için çiftçiden yardım istemiş.

                Meyve yetiştiricisinin bahçesine gidip tohumları ekmişler. Çiftçiyle birlikte her gün tohumlara özenle bakıp sulamışlar. Güneşin de yardımıyla tohumlar boy vermeye başlamış. Ektikleri her tohum önce fidan sonra ağaç sonra da meyve olmuş. Toprak ne kadar da bereketliymiş. Meyve yetiştiricisi toprağa bir vermiş toprak ona bin vermiş.Bu bereketli topraklarda çıkan meyvelerin her hastaya şifa olacağını düşünmüş.

            Meyve Yetiştiricisi yetiştirdiği meyveler öyle güzel ve tatlıymış ki… Bazılarını kurutup yemiş, bazılarını meyve suyu yapıp içmiş, bazılarını da tazeyken yemiş. Bu meyveleri yiyip içtikçe kendini daha iyi hissetmiş.  Böyle günler geçmiş ve meyve yetiştiricisi sıhhatini sormak için tekrar doktora gitmeye karar vermiş.

Doktor muayene ettikten sonra “Neler yaptınız da turp gibi olmuşsunuz.” demiş. Yaşlı adam sıhhatinin yerine gelmesine çok sevinmiş ve başından geçenleri anlatmaya başlamış. Bu yaştan sonra hala  öğrenecek bir şeylerin olduğunu görünce ayrıca şaşırdığını ve hayatının bir anda değiştiğinden bahsetmiş. Sonra ona teşekkür olarak kendi hazırladığı meyvelerden, yemişlerden ve şıradan oluşan sepeti ikram etmiş. Doktor çok sevinmiş ve sepeti alırken “İnsanın en kaliteli sermayesi sıhhatidir. Hiçbir zaman unutmayın” demiş. Yaşlı adam doktorun yanından ayrılmış ve çok sevdiği bahçesine işlerinin başına dönmüş.


Yorumlar